Feminizmin Temelleri: Yeni Başlayanlar İçin
Feminizm hakkında sıkça duyduğunuz “Sus feminist, konuşma.”, “Kızım, bana feministlik taslama.” veya “Kocam hasta olduğunda bulaşıkları yıkıyor; çünkü ben feministim.” gibi ifadelerle, aslında ne olduğunu ya da ne olmadığını yeterince anlamıyoruz. Peki, feminizm nedir?
Feminizm Nedir?
Feminizm, kadın ile erkeğin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan, cinsiyet ayrımcılığına karşı bir dünya görüşüdür. Kadınlar ve erkekler dünya genelinde eşit haklara erişemedikleri için, kadın haklarının korunmasına yönelik mücadeleleri içerir. “E madem eşitlik, neden sürekli kadınlardan söz ediliyor?” diye soranlara verilecek en basit cevaptır bu.
Kadın özgürlüğü temelinde, anarşist bir perspektife sahip anarko-feminizm, toplumsal cinsiyet rollerini ve ataerkilliği reddeden radikal feminizm, doğayla ve kadınla olan ilişkileri sorgulayan ekofeminizm gibi çeşitli alt alanlar bulunmaktadır.
Feminizmin Tarihçesi ve Gelişimi

Feminizm, ilk kez 18. yüzyılda, kadınların yaşam biçimlerinde bir devrim yaratmak ve kadın haklarının yasallaşması için mücadele eden Mary Wollstonecraft ile görünür hale geldi. O dönem söylediği şu söz hâlâ geçerli: “Kadın ve erkek arasında, cinsel arzulama dışında hiçbir fark kalmayıncaya kadar mücadele!”
Feminizm hareketinin öne çıktığı dönem ise 20. yüzyıldır. Amerika’daki ırkçılık karşıtı hareketler, dünya genelinde kadınların oy kullanma hakkı, doğum kontrolü, kürtaj özgürlüğü, eşit iş ve maaş hakkı gibi konularla feminizm hız kazandı.
2. Dalga ve 3. Dalga Feminizm

Yazar ve filozof Simone de Beauvoir’ın öncülük ettiği 2. Dalga Feminizm, 1940’lı ve 50’li yıllarda kadın bedeninin erkek egemenliğinde şekillendiği üzerinden toplumsal cinsiyet kavramını sorguladı ve sonuç: Doğum kontrolü yasallaştı.
3. Dalga Feminizm ise 1990’larda ortaya çıktı ve tek tip bir kadın tanımının olmadığını, farklı renk, ırk ve cinsel tercihlere sahip kadınların haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini savundu.
Feminizm Ne Değildir?

Feminizmle ilgili bilgi eksiklikleri ve önyargılar, konuyu yanlış yansıtan tanımların ortaya çıkmasına yol açtı. İşte pek çoğumuzun bildiği yanlış anlamalardan bazıları:
- Feministler erkek düşmanıdır.
- Feministler lezbiyendir.
- Feministler dişiliğini yitirmiş, erkekleşmiş kadınlardır.
- Koca bulamayan ya da çirkin kadınlar feminist olur.
- Feministler kadınların üstünlüğünü savunur.
- Feministlerin tek tartıştığı konu kadın haklarıdır.
- Bütün feministler aynıdır.
- Feminist olduğunu iddia eden bir erkeğin amacı kadınları tavlamaktır.
Feminizm, kadınların üstünlüğünü değil, erkeklerle eşit olduğunu savunan bir anlayıştır. Bu, cinsiyet ayrımına karşı bir insan hakları mücadelesidir. Dolayısıyla, bu görüşü hem kadınlar hem de erkekler savunabilir ve savunmalıdır.
Feminist kadınların agresif tutumunu ise çirkinlikte değil, yıllardır süren adaletsizliğin yarattığı öfke ile açıklamak gerekir. Hâlâ feminist olmakla dalga geçilen bir dünyada yaşıyoruz; kadına yönelik şiddet, düşük maaşlar ve kadınların eşit işte eşit şartlarda mücadele etmeleri beklenirken, “Kadın hem çalışıp hem çocuk bakmalı.” anlayışının hâkim olduğu bir toplumda bulunuyoruz. Yanlış algıların yerleşmesini sağlayan kadınların, kadınlıklarını yaşamaktan uzak oluşları ve tek tipleşmiş halleri olabilir; fakat bu, feminist görüşünün geçersiz olduğu anlamına gelmez.