Kadınların yoğun olduğu ortamlarda yalnız çalışan erkeklerin karşılaştığı bazen zorlayıcı, bazen de komik durumlar üzerinde durmuştuk. Şimdi ise erkeklerin baskın olduğu yerlerde yalnız çalışan kadınların yaşadığı deneyimlere odaklanalım. Cinsiyet farkını günlük yaşamın birçok alanında istemeden de olsa hissediyoruz. Bu durum bazen hayatımıza renk katan unsurlar olsa da, bazen de birey kendisini tamamen farklı bir dünyaya düşmüş gibi hissedebiliyor.
Futbolla Kurulan Mecburi İlişki

Futbol yalnızca erkeklerin ilgisini çeken bir alan değil, fakat erkeklerin futbol tutkusunun kadınlara göre oldukça baskın olduğunu söyleyebiliriz. Erkeklerin yoğun olduğu bir ortamda çalışan bir kadın, belki de ilk kez duyduğu, yüzünü bile tanımadığı futbolcular hakkında “Ah, o şut böyle mi çekilir, bacak değil adeta boru gibi.” gibi hayatî (!) bilgilerle donanır. “Gün boyunca futbol muhabbetinden bıktım, televizyonda bir maç görsem yeşile küserim.” diyen bir kadın muhtemelen erkek yoğunluklu bir iş yerinde çalışmaktadır. Yazık, yeşil rengin başına gelenler için üzülüyor gibiyiz.
Kendini Canlı Sansür Olarak Görmek

Erkekler arasında yapılan sohbetler genellikle daha rahat ve çoğu zaman argo ile küfür dolu olabiliyor. Ortamda bir kadın varsa genellikle dikkat ederler, fakat alışkanlıklar ağır basıyorsa bazen kötü sözler kaçabiliyor. Bu durumda kadın olarak kendinizi “Biiip!” sesi veya canlı sansür gibi hissetmek kaçınılmaz olabilir. “Acaba ‘Ya bir gitse de rahat rahat konuşsak’ diye düşünüyorlar mı?” endişesi kaplayabilir sizi. Bu durum, daha kötü olmaktan uzak sayılır; çünkü en kötü senaryo, hiç varlığınızın fark edilmediği bir ortamda konuşulmasıdır.
Cinsiyetçilik Okyanusunda Tek Başına Bir Damla

Cinsiyetçi söylemler -ki çoğu zaman küfür de içermektedir- birçok erkeğin farkında olmadan alışkanlık haline getirdiği bir durum. Örneğin, ofiste bir sorun yaşandığında arkadaşını teselli etmek amacıyla “Kadın gibi ağla da tam olsun.” ifadesini kullanan bir erkeğe sessiz kalmak zordur. Burada sorgulanması gereken birçok soruyla karşı karşıyayız: kötülenen taraf kadın mı, ağlamak mı, yoksa bu durumun kadına atfedilmesi mi? Erkek yoğun bir ortamda çalışan her kadın, en ateşli feminizm savunucularından biri olmayı hedefleyebilir; çünkü zemin oldukça elverişli.
Bir Yalnızlık ki Sormayın Gitsin

“X markasının yeni rimeli kirpikleri mükemmel ayırıyor, aklında bulunsun.”, “Baksana, kilo mu aldım, hafta sonu diyeti biraz ihmal ettim.”, “Bu elbisenin altına bu renk ayakkabı olur mu?” gibi sorulara “Ya ben ne anlarım canım, olmuş işte.” yerine daha bilgilendirici yanıtlar almak isteyen kadınlar, erkek yoğun ortamlarda bu tür sohbetlerden mahrum kalır. İster istemez araba markalarından, hangi ünlü kadının daha güzel olduğuna veya uzak bir ülkedeki hazırlık maçında hakemin fiyaskosuna kadar birçok konuyla ilgilenmeye başlar. Ya da yanındaki masaya top atıp basketbol oynadığını iddia eder. Çünkü kadın, pardon, insan iki lafın belini kırmak ve eğlenmek istiyor nihayetinde.