Dünyada son bir haftadır bir çılgınlık hakim. İnsanların hayat tarzları, günlük rutinleri, sohbet konuları ve uyku düzenleri değişerek evriliyor. Bunun sebebi ise uzun zamandır beklenen yeni global fenomenimiz: Pokemon’un oyunu, Pokemon Go.
Pokemon Go nedir? Bir neslin çizgi filmi ile büyüdüğü Pokemon’un, artırılmış gerçeklik ile tasarlanan mobil oyunudur. Gerçek bir harita üzerinde oynadığınız bu oyunda, gerçek yapılar arasında dolaşarak nesneler topluyor ve seviyenizi yükseltiyorsunuz. Gerçek hayattaki aktivitelerinizle ilerlediğiniz için, klasik oyunlardan ayrılan bir yapıya sahip. Pokemon Go, oyuncuları oturdukları yerden kaldırarak hareket etmeye ve sosyalleşmeye teşvik ediyor. Örneğin, bazı su Pokémon’ları yalnızca deniz kenarlarında bulunabilirken, özel nesneleri toplamak için şehirdeki belirli noktalara gitmeniz gerekiyor. Kameranızın açılmasıyla birlikte, yakalamaya çalıştığınız Pokémon, otobüste karşınızdaki kişinin kafasında belirebiliyor!

Bu yeni oyun anlayışı, büyük bir merak ve ilgiyle karşılandı. Kısa bir süre içinde popüler dating uygulaması Tinder’ı geride bırakarak indirilme rakamları Twitter’ın mobil uygulamalarına yaklaşmış durumda — üstelik oyun daha birçok ülkede resmi olarak sunulmamışken. Oyunun resmi olarak mevcut olmadığı üç ülkeden biri dışında kalanlar, Türkiye’deki Apple/iOS kullanıcıları da dahil, genellikle başka ülkelerden hesap açarak oyunu indirmeyi başarıyorlar.

Oyun, kısa sürede büyük bir fenomene dönüşmeyi başardı. Örneğin; büyük parklarda, ellerinde telefonlarla garip hareketler yapan, bir yerlere yetişmeye çalışan kalabalıkların görüntüleri sosyal medyada paylaşılıyor. Pokemon yakalamaya çalışırken kaza yapan veya gözaltına alınan kişilerin hikayeleri de dikkat çekiyor.

Pokemon Go, oyunlara yönelik genelde yapılan ‘öğrenmeyi engelleyici ve sosyalleşmeyi azaltıcı’ eleştirilerini tamamen çürüterek, sosyal ve dinamik bir oyun deneyimi sunuyor. Elbette avlanmaktan zaman bulabilirsek, bu konu üzerinde daha fazla konuşmaya devam edeceğiz!