Bazen hiç sebep yokken kendinizi garip hissede bilirsiniz. Bir anda hiçbir şey yapmak istemezken, bir anda öyle bir mutluluk duyarak yerinizde dans etmeye başlayabilirsiniz. Belirli tetikleyiciler olmadan bu hissiyat değişimlerini neden yaşıyoruz?
Özdenetim sahibi olduğumuzu düşünsek de, aslında hayatımızı birkaç küçük salgı bezinin etkinliğiyle sürdürüyoruz. Nasıl hissedeceğimize, o bezlerden salgılanan hormonlar karar veriyor.
Hormonlara Kısa Bir Bakış

Hormon terimi, antik Yunanca’dan Fransızca’ya geçmiş ve Yunancada “harekete geçirmek” anlamına gelmektedir. 1902 yılında William Bayliss ve Ernest Starling tarafından tıbbi bir terim olarak kullanılmaya başlandığında, “canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı” anlamını kazanmıştır.
Özellikle 30 yıl önce yalnızca 20 hormon bulunduğunu biliyorduk. Ancak günümüzde 200’den fazla hormonun varlığını biliyoruz.
Hormonların üç ana işlevi vardır:
- Büyüme ve farklılaşma,
- Vücut dengesinin sağlanması,
- Üreme.
Gördüğünüz gibi, hormonlar neredeyse tüm hayatımızı etkiliyor. Peki, neden ara sıra dengesizlikler yaşanıyor ve mantıksız davranışlara neden olabiliyorlar? Örneğin, hamile bir kadın şehrin gürültüsüne ağlayabiliyor; regl dönemindeki bir kadın yoğun trafikte duygusal hale gelebiliyor. FIFA turnuvasında son dakikada kaybeden bir erkek neden öfkeyle duvara kafa atabiliyor? Cevap: Tüm bu durumlar aşırı hormon yüklenmesinin sonuçlarıdır.
Çocuk, Genç ve Yetişkin Hormonları

Hormonal değişimler genellikle 20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarda en belirgin şekilde gerçekleşir.
Kadınlar için hormonal değişim biraz daha erken başlar; hipofiz bezi yumurtalıkları uyararak süreci başlatır. Başlangıçta kanamalar düzensiz olabilir, ancak zamanla düzene girmeye başlar. 30’lu yaşlarda artan yaşam temposu nedeniyle sinir ve stres, regl döneminin sancılı geçmesine yol açabilir. Migren ataklarının en sık görüldüğü dönem bu yaştır; hormonal dengesizlikler ise genellikle 40’lı yaşlarda ortaya çıkar.
Erkekler de benzer evrelerden geçer; 20’li yaşlar cinsel gücün zirveye ulaştığı dönemdir ve fazla testosteron, saldırganlık yaratabilir. 30’lu yaşlarda psikolojik açıdan daha kontrollü hale gelinirken, 40’lı yaşlarda olgunluk daha da belirginleşir.
Hormonlarınızı Küstürmemek İçin Bunlardan Kaçının

- Aşırı şekerli gıdalardan uzak durun; çünkü bunlar kilo alımına neden olup insülin direnci oluşturabilir. Bu durum hormonlarınızın dengesini bozarak bazı hücrelerinizin ihtiyaç duyduğu enerjiyi alamamasına yol açar.
- Kortizol hormon seviyesi, geceleri rahat uyumanız için düşer. Kortizol, “savaş ya da kaç” yanıtını oluşturan kritik bir hormondur ve sabahları seviyesi yükselir. Eğer uyumazsanız, kortizol seviyeniz yükselmeye devam edebilir ve bu durum kronikleşebilir.
- Akşam saatlerinde kahve tüketmek iyi bir fikir değildir; ayrıca günde iki fincan kahveden fazla içmemeye çalışın. Kafein, kortizol salgılayarak uyku düzeninizi bozabilir.
- Sizi mutlu hissettiren endorfin hormonu, hareket ettiğiniz zamanlar artar. Düzenli egzersiz yapın, fakat aşırıya kaçmaktan kaçının. Aşırı spor, östrojen seviyenizi düşürebilir.
- Regl dönemlerinde şeker ve çikolata sizi anlık olarak mutlu edebilir, ancak uzun vadede hormonlarınızın dengesini bozabilir. Ispanak ve meyve kompostolarını tercih edin. Çok daha iyi hissedeceksiniz.