“Bu şehirler gerçek mi, film seti mi?” diye kendinize sorduğunuz sokakları keşfetmek istiyorsanız, Avrupa’da yürüyerek gezebileceğiniz pek çok şehir mevcut. Dar taşlardan oluşan sokaklardan, tiyatro sahnelerini andıran meydanlara; ahşap kapıların ardındaki incecik kafelerden, binlerce yıllık yapılarının gölgesinde dolaşarak kendinizi romantik bir filmin başrolü gibi hissedeceğiniz rotalardan oluşuyor bu yerler… Arabaya, metroya ya da tramvaya ihtiyaç duymadan saatlerce keşfetme isteği uyandıran türden mimari, tarih ve kültürün iç içe geçtiği harika lokasyonlar! İşte Avrupa’da yürüyerek gezilmesi gereken şehirler 👇🏻
1. Bologna
Avrupa’da yürüyerek gezilmesi gereken şehirler arasında ön sıralarda yer alan Bologna, İtalya’nın kuzeyinde, yüzlerce yıllık taş portikolarıyla yürümeyi gerçekten bir keyif haline getiriyor. Güneşin ya da hafif yağmurun etkisinde kalmadan heybetli bazilikaların ve dar sokakların arasında kaybolurken, her köşe adeta bir film sahnesi gibi karşınıza çıkıyor. Şehir merkezinin kompakt yapısı sayesinde yürüyüş yapmak hem kolay hem de keyif verici.
2. Bruges

Renkli tuğla binalar, gotik mimarisi ve labirent gibi kanallarıyla Bruges, neredeyse gerçek olamayacak kadar güzel. Her adımda sanki fotoğraf karesine adım atmış gibi hissedeceğiniz bu şehir, film setini andıran atmosferiyle içinden yürüyerek geçilen bir masal diyarı sunuyor.
3. Gent

Bruges’a komşu olan Gent, canlı yerel yaşamın enerjisini hissettiren atmosferiyle daha şehirli bir dokuya sahip. Kanal kenarındaki kafelerden tarihi yapıların gölgesine uzanan sokaklara kadar her köşe, senaryo içindeymiş gibi hissettiriyor.
4. Prag

Prag, özellikle Eski Kent Meydanı ve çevresindeki tarihi yapılarıyla klasik bir peri masalı görünümüne sahip. Sokaklarında dolaşmak, sanki yıllar öncesinden kalma romantik bir Avrupa filmine adım atmışsınız gibi bir atmosfer sunuyor.
5. Edinburgh

Avrupa’daki yürüyerek gezilmesi gereken şehirler arasında yer alan Edinburgh, masal diyarlarından fırlamış gibi görünüyor. İskoçya’nın başkenti olan bu şehir, dar sokakları ve tarihi taş binalarıyla yürüyüş yaparken her adımda bir hikâye dinliyormuş hissi veriyor. Eski ve yeni şehir bölümleriyle dolu bu atmosfer, dramatik manzaralar sunuyor.
6. Ljubljana

Avrupa’da yürüyerek gezilmesi gereken şehirlerden biri olan Slovenya’nın başkenti Ljubljana, huzur veren yapısıyla keşfetmek için ideal. Şehir içinde akan nehir, yaya köprüleri ve sıra sıra cafelerle çevrili bu şehir, adeta kendi küçük filminde başrol oynuyormuşsunuz hissini uyandırıyor.
7. Viyana

Viyana sokaklarında yürümek, zarif binaların gölgesinde sakin adımlarla ilerlemek demek. Geniş kaldırımlar ve meydanlar, klasik mimarinin sunduğu estetikle burası yalnızca bir şehir değil, zarafetin içinden yürüyormuşsunuz hissi veren bir sahne.
8. Porto

Porto, Douro Nehri kıyısındaki konumu sayesinde, kalabalıktan uzak ama adımlarınıza eşlik eden mozaiklerle dolu bir şehir hissiyatı yaratıyor. Renkli fayanslar, eğimli sokaklar ve muhteşem manzaralar arasında gezinmek, bir film setinde dolaşıyormuşsunuz hissini kuvvetlendiriyor.
9. Sevilla

İspanya’nın güneyindeki Sevilla, tarihi yapıların ve etkileyici meydanların bir arada bulunduğu, yürüyerek keşfetmek için oldukça uygundur. Dar sokakalarda güneş altında dolaşırken, her adımda İspanyol tarih ve kültürüyle karşılaşmış oluyorsunuz.
10. Floransa

Tarihi Floransa, yürüyerek gezilebilecek kompakt merkezinde sanatın ve mimarinin en etkileyici örneklerini sunar. Duomo, Ponte Vecchio ve Uffizi gibi simgeler arasındaki mesafeler, kolaylıkla birbirine ulaşacak şekilde düzenlenmiş ve her köşe olağanüstü bir manzara sunuyor.
11. Dubrovnik

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısındaki Dubrovnik, özellikle eski şehir surları ve dar sokaklarıyla adım atar atmaz kendinizi bambaşka bir hikayenin içinde bulmanızı sağlıyor. Bu tarihi kent, pek çok film ve dizi tarafından sahne olarak kullanılmasıyla da tanınıyor.
12. Tallinn

Avrupa’da yürüyerek gezilmesi gereken şehirler arasında bulunan Estonya’nın başkenti Tallinn, orta çağ yapıları ve rengarenk çatılarla, soğuk bir Avrupa klasiğinin setinde gibi bir atmosfer sunuyor. Şehrin kompakt yapısı sayesinde her sokağı yürüyüşe uygun ve keşfedilmesi sonsuz bir film kadrajı gibi.