“Gülünce gözlerinin içi gülüyor,
Kendimi senden alamıyorum.
Bilmem bakışların neler söylüyor
Cesaretim yok ki soramıyorum.”
Gülmek, insanlığın keşfettiği ya da farkına varıverdiği en muhteşem buluş olabilir. Hayatı daha olumlu bir perspektifle değerlendirmek, yaşanan her olayda gülümsemenin önemi, başka hiçbir şeyle karşılaştırılamaz. Üstat Zeki Müren’in parçasında ifade ettiği gibi, gözlerinin içi gülen insanlar kalplerini pozitif hale getirip daha mutlu bir yaşam sürebiliyorlar. Yoğun yaşam koşullarında küçük bir tebessüm, karşılaştığınız tüm zorlukları aşmanıza yardımcı olur. Yüzyıllar boyunca bu gerçeği bilen şairler, yazarlar ve sanatçılar gülmeyi sıkça tema olarak işlemişlerdir. Bir sevgilinin yüzündeki gülümseme, sıkı bir dostun kahkahası ya da minik bir çocuğun etrafa yaydığı neşe, bu temanın unsurları olmuştur.
Sözlerimize ünlü şair Cemal Süreya ile başlayalım. “Gülen gözlerinin bebeğinde kendimi görebilmeyi diledim; keşke yalnız bunun için sevseydim seni.” diyen Süreya, aşkı tutkuyla yaşayanlar için bir mesaj bırakıyor. Ziya Paşa ise görünen her gülüşe inanmamak gerektiğini savunuyor;
“Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kastetmesi cana gülerektir”
Fuzuli ise gülen sevgilisini görünce sanki donakalmış gibi; “Nutkum tutulur gonca-i handanını görünce.” Cahit Sıtkı Tarancı ise sevgilisinin gülüşüyle kendinden geçiyor: “İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum/ Bir gerçek içindeyim düşten güzel/ Sevdiğim gülüyor yanıbaşımda.”

Gülmek, yalnızca şairlerin ilgisini çekmiyor. Hayatı gözlemleyen romancılar ve hikaye yazarları da gülmeyi göz ardı etmiyor. Örneğin, Ahmet Haşim farklı bir bakış açısıyla gülenleri pek sevmediğini ifade ediyor: “Gülüş istediği kadar insanın bir üstün vasfı mahiyetinde olsun, halk nazarında gülüş hiçbir zaman gözyaşının vakar ve asaletine sahip değildir. İtiraf etmeli ki gülüş ruhun asil bir faaliyeti eseri değildir. Hiç kimse kendine gülmez; güldüren diğerinin aczi, kusuru ve dalgınlığıdır ve gülen, kendinden fazla memnun olan gururumuzdur.” Ziya Gökalp ise durumu görüp şunları belirtiyor: “Ben hasta ruhları ve sinirli insanları daima, yüzlerinin gülümser olup olmamasıyla tanırım. Sinirli insanların yüzleri gülmez. Gülümseme, ruhun sağlamlığı kadar, saadetin de müjdecisidir.”

Diğer bir üstat Atilla Dorsay bir yazısında gülmeyi yüceltiyor:
“Gülmek… Zekâmıza seslenen, aklımızı harekete geçiren, insanla doğa arasında belli bir mesafe koyarak, insana dış dünyaya bir eleştirel gözle bakma olanağı tanıyan bir eylemdir… Kısaca, insanı insan yapan unsurlardan belki de en önemlisi gülmek.”
“Ferrarisini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma, gülmeyi sevenlerden biridir:
“Gülmek ruhun ilacıdır. İçten gelmiyorsa bile bir aynaya bak ve birkaç dakika gül. Kendini harika hissetmekten alıkoyamayacaksın. William James, ‘mutlu olduğumuz için gülmeyiz. Güldüğümüz için mutluyuzdur’ demiş. Bu nedenle güne neşeyle başlamalı, gül ve neşelen, sahip oldukların için şükret. Göreceksin, her gün güzel hediyeler getirecek. Gülmenin gücünü unutma. Müzik gibi, hayatın stres ve sıkıntılarına karşı mükemmel bir toniktir. Kahkaha, kalbini açar ve ruhunu dinlendirir… İnsanlar yaşamı asla kendilerini gülmeyi unutturacak kadar ciddiye almamalıdırlar.”

Son olarak, dünyaya iz bırakan kişilerin gülmek üzerine söylediklerine göz atalım…
“Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyin.” Dale Carnegie
“Durum ne olursa olsun, dudaklarında gülümseme eksik olmasın.” Victor Pauchet
“Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder.” Victor Hugo
“Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer.” Tolstoy
“Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim.” Moliere
Gülmeyi asla ihmal etmeyin. Gülün, gülebildiğiniz kadar. Çünkü ancak güldüğünüzde hayatı gerçekten yaşamaya başlayacaksınız. Bu değerli gülüşünüzü “Gülen Yüzler Ferdi Kaza Sigortası” ile koruma altına alın; hayata güvenle gülümseyin.